24 Nisan 2015 Cuma
Yolculuk İçin Altın Tavsiyeler :)
Yaptığın işlerde hep bir terslik çıkması, evrenin "Yanlış yoldasın!İlerideki kavşaktan U dönüşü yap!" deme şeklidir. Ama nedense bizim yapımız gereği o kavşağı kaçırıp, ileriden bir yerden dönmeye çalışmak adetimizdir.Hem zaman kaybederiz hem de hayatın akışının içine ederiz.
Bütün bunlar ileriyi merak etme huyumuz, hızımızı kesmemiz gereken yeri bilmememiz ve macera arayışlarımızdan oluyor.Ya da bilinmeyen hep heyecan uyandırdığından,bilinmeyene sürüklenmekten korkmuyoruz.
Hele ki bu yolda yan koltuğunuz boş değilse... O zaman ne kavşaklar ne dönemeçler kaçırılıyor, hem de bile bile. Düşünmeden... Yolun sonu önemli olmuyor. Şarkılar mırıldanıyorsunuz,hiç bilmediğiniz yollarda özgürce, korkusuzca. Ne geceler ne gündüzler geçiyorsunuz. Ufak sıyrıklarla atlattığınız kazalar bile canınızı sıkmıyor. Yaralarınızı birlikte sarıyorsunuz. Sonra bir gün,o yanınızdaki yolcunun müsait bir yerde inesi geliyor. Yol müsait, ama siz müsait değilsiniz, bilmiyor. Mecbursunuz, duruyorsunuz. Siz durunca, hayat da duruyor. Uzun bir süre dikiz aynasındaki görüntüsüne veda edemiyorsunuz. Bakıyorsunuz ki hayat devam ediyor, siz de tekrar çalıştırıyorsunuz kontağı, devam ediyorsunuz. İlerledikçe kayboluyor görüntü... Yine başlıyor şarkılar. Bu sefer yine o hiç bilmediğiniz yollarda yalnızlıkla, korkularınızla... Yol gözünüzde büyüyor. O beklediğiniz dönemeç bir türlü gelmek bilmiyor. Bir de karanlık çöküveriyor üzerinize. Ara ara size eşlik etmek isteyen yolculara çarpıyor gözünüz. Bir an yavaşlıyorsunuz. Ama sonra bir korku... Kolay değil yeniden güvenmek... Basıveriyorsunuz gaza. Sonlu hayatınızda sonsuz sandığınız yollara...
Hazırsanız Başlıyorum ! :)
1-Hayat size o dönemeci gösterdiğinde bir zahmet kaçırmayın da dönüverin, bir bildiği vardır :)
2-Müsait bir yerde inecek insan arabada eğreti oturur, dikkat edin! Varlığına alışmadan indiriverin :)
3-Yolculuklar kalabalık güzeldir, sizinle yola çıkacak ve şarkılarınıza eşlik edecek insanlar bulun :)
16 Nisan 2015 Perşembe
Kalbi Temiz, Kıyafetleri Pis Çocuklara...
Kıyafeti kirli olan bir çocuğun, kalbinin temizliğinden şüphe edilmez. Çünkü deriz o çocuk, kalbinin temizliğini kıyafetlerinin kiriyle örtmeye çalışıyor. Çünkü bu zamanda kim, kalbi temiz birini görse, o kalbe pis elleriyle dokunmaya çalışıyor, biliyor.
Temiz kıyafetlere bürünmüş, en temiz olanının kalbinde bile 3-5 gr pislik bulunan
insanlarla dolu hayat. İçlerindeki kiri, kıyafetlerinin ışıltısıyla örtmeye çalışıyorlar. Çünkü bu zamanda kim düzgün ve temiz kıyafetli birini görse, "adam" zannediyor, biliyorlar.
14 Nisan 2015 Salı
Baba Adam
Kaç aşkı bitmişti bugüne kadar. Kaç asla unutamam dediği kişiyi unuttuğunda kendisi bile inanamamıştı. Fakat kimse onun gibi olmamıştı. Başka bir şey vardı bu adamda. Gülüşü bir başkaydı,
konuşması bir başka,bir başkaydı kokusu,dokunuşları,öpüşleri bir başka. Ellerinde çiçekler olurdu hep. Özel günlere adanmış güzel çiçekler.Sanki bir üflese yıkılırdı, o kendini yüce zanneden dağlar. Sanki koca bir kayayı,kadının küçükken zar zor yetiştiği serçe parmağıyla kaldırırdı havaya... Yorulmazdı adam. Sanki bütün gün çalışan o değilmiş gibi...
Yıllar sonra, öyle zordu ki her şey. 79 yaşında bir bebeği olmuştu kadının. Amansız hastalık,günden güne eritmekteydi adamı. Yemeğini yiyemez oldu önce. Kadın güzel mamalar yaptı,yedirdi. Tuvalete gidemez oldu. Kadın bezini değiştirdi. Geceleri kabuslarla uyanır oldu. Uyumadı kadın,başında nöbet bekledi. Koca kayaları kaldıran adamı,bir koluyla kaldırır oldu,bu yaşananları kaldıramazken yüreği. Bütün bunlara karşın, yüzünden gülücükleri hiç eksik etmedi. Bebeğinin 80.yaş gününü kutladı. Son yaş günü olduğunu bilmeden,son olabileceğini unutmadan. Bebeğinin ilk doğum gününü kutlayan anne özeniyle, bir araya topladı tüm sevdiklerini.
Şimdi,80 yaşında sonsuzluğa uğurladı bebeğini,hayatının aşkını.Gitmeden son bir kez gülümsedi adam. ''Sen hep gez olur mu?Sana gezmek çok yakışıyor.'' dedi.Şimdi o, çok sevdiği çiçeklerinin altında uyuyor. Kadınsa hayatı boyunca unutamayacağı bu adamı,her gittiği yere kalbinde taşıyor.
konuşması bir başka,bir başkaydı kokusu,dokunuşları,öpüşleri bir başka. Ellerinde çiçekler olurdu hep. Özel günlere adanmış güzel çiçekler.Sanki bir üflese yıkılırdı, o kendini yüce zanneden dağlar. Sanki koca bir kayayı,kadının küçükken zar zor yetiştiği serçe parmağıyla kaldırırdı havaya... Yorulmazdı adam. Sanki bütün gün çalışan o değilmiş gibi...
Yıllar sonra, öyle zordu ki her şey. 79 yaşında bir bebeği olmuştu kadının. Amansız hastalık,günden güne eritmekteydi adamı. Yemeğini yiyemez oldu önce. Kadın güzel mamalar yaptı,yedirdi. Tuvalete gidemez oldu. Kadın bezini değiştirdi. Geceleri kabuslarla uyanır oldu. Uyumadı kadın,başında nöbet bekledi. Koca kayaları kaldıran adamı,bir koluyla kaldırır oldu,bu yaşananları kaldıramazken yüreği. Bütün bunlara karşın, yüzünden gülücükleri hiç eksik etmedi. Bebeğinin 80.yaş gününü kutladı. Son yaş günü olduğunu bilmeden,son olabileceğini unutmadan. Bebeğinin ilk doğum gününü kutlayan anne özeniyle, bir araya topladı tüm sevdiklerini.
Şimdi,80 yaşında sonsuzluğa uğurladı bebeğini,hayatının aşkını.Gitmeden son bir kez gülümsedi adam. ''Sen hep gez olur mu?Sana gezmek çok yakışıyor.'' dedi.Şimdi o, çok sevdiği çiçeklerinin altında uyuyor. Kadınsa hayatı boyunca unutamayacağı bu adamı,her gittiği yere kalbinde taşıyor.




.jpg)

