Boş bir kağıdı hem çizip hem boyamak mı? Yoksa çizilmiş bir kağıdı
boyamak mı?
Ne yaşadığımıza, nasıl yaşadığımıza, hayatımızın
çizgilerine, renklerine çevremiz karar veriyor. İnsan sosyal bir varlık. Bu
nedenle sosyal çevre hayatımızda büyük role sahip. Öyle böyle büyük bir role
sahip ki, bize çizilmiş, sınırları belirlenmiş bir hayat sunuyor ve biz o
hayatı çizgileri taşmadan boyamaya çalışıyoruz. Hatta bazen diyor ki o renk
olur mu hiç, şu renge boya. Boyanı yatay kullan ve alttaki sayfalara yani
başkalarının hayatlarına bulaşmasın. Sen kendi sayfandan sorumlu ol. Öyle kimsenin sayfasına yardım için de olsa dokunma. İleride bir gün o kişi, sayfasındaki renklerle , çizgilerle istediği beğeniyi alamazsa ilk gözüne batan renk senin rengin olur, üzülürsün.Başkası da senin sayfana müdahale etmesin. Senin olmayan çizgiler, renkler hemen fark edilir, bak bak yardım almış, kendi tamam olamamış derler...
Şimdi bir de ne yaşadığımıza , hayatımızın çizgilerine, renklerine biz karar versek nasıl olurdu, bunu düşünelim. Şöyle kocaman boş bir sayfamız olsa. Kocaman diyorum ama bir ayrıntıyı söylemeden geçemeyeceğim. Sayfamızın boyutu hayallerimiz kadar aslında. Sınırlarımız ya da sınır tanımazlığımız hep hayallerimizin yansıması ve bazen başka hayallerin hayallerimizle birleşmesi de hayatımızda öyle güzel renkler yaratır ki , bir ömür seyirlik bir hayat tablosu buluveririz karşımızda! İnsan gördüğü renkleri bilir. Ne kadar özgürse ruhumuz ne kadar renk gördüysek, o kadar biliriz.
Başkalarının bize öğrettiği renklerle sınırlamamalıyız kendimizi. Renk skalamızı genişletmek kendi elimizde. Çevredekiler ne der takıntımız kabuğumuzdur. Bir kaplumbağa gibi yavaşlamamıza, ağırlaşmamıza neden olur. Kabuğumuzdan sıyrıldığımız gün, renkleri daha rahat keşfetmeye başlarız.
Başkalarının bize öğrettiği renklerle sınırlamamalıyız kendimizi. Renk skalamızı genişletmek kendi elimizde. Çevredekiler ne der takıntımız kabuğumuzdur. Bir kaplumbağa gibi yavaşlamamıza, ağırlaşmamıza neden olur. Kabuğumuzdan sıyrıldığımız gün, renkleri daha rahat keşfetmeye başlarız.
Çizilmiş bir resmi boyamanın, yaratıcılığı öldürdüğünü düşünüyorum. Kendi resminizi kendiniz çizin. Sizin hayalinizde yaşayan ağacınız olsun üzerinde, dallarında sizin hayalleriniz, gerçekleriniz.
Hata yapmaktan korkmadan, hata yapmamaya dikkat ederek boyayın. Eskizi yok çünkü bu resmin, çizdiğiniz her şey, boyadığınız her alan bir yerinde duracak sayfanızın. Hatalarınızdan ders alıp, daha düzgün, daha güzel, daha büyük doğrular çizip, hataları o sayfada görünmez kılmak sizin elinizde.
Doya doya keyifle çizip boyayacağınız kocaman bir kağıdınızın ve anlarınızı renklendirecek tonlarca renginizin olması dileğimle...