26 Haziran 2015 Cuma

Yeniden Doğan ve Doğurulanlara...

Bazen acılar öyle çekilmez olur ki...Hayatımızın sıfır noktasına, kendimizi en güvende hissettiğimiz yere dönmek isteriz.Bu yüzdendir,  en büyük acılarda cenin pozisyonuna geçip, soyutlanışımız. Sessizliğe olan açlığımız ve sonrasında duymak istediğimiz tek sesin annemiz oluşu...
İlk onu arayışlarımız...

Açlığımızı hissetmememiz ve annemizin bizi doyurma çabaları...Yürürken sendeleyişlerimiz...
Tutacak bir el bulmak için çırpınışlarımız...
Psikologların ‘’çocukluğa inme ‘’ nedenlerinden biri de bu sanırım. Aslında tüm cevaplar çocuklukta gizli.Düşünsenize... Önce derin bir nefes alırsınız sonra bir ağlama gelir ve bağıra bağıra ağlarsınız. Yanınızda mutlaka sizi saracak sevgi dolu bir kucak olur. Biraz olsun rahatlarsınız. Bir süre herkes elinizden tutar, birlikte yürürsünüz , hatta koşarsınız. Sonra artık güçlendiğinizi hisseder önce birkaç kere düşer , sonra daha sağlam basmaya gayret eder ve kendiniz de yürümeye , koşmaya başlarsınız..
Siz acılarınızdan yeniden doğmaya çalışırken, neden anneniz sizin acılarınızla sizden daha çok acı çeker anlarsınız. Çünkü anne siz yeniden doğmaya çalışırken sizi yeniden doğurandır...

Yeniden doğabilen çocuklara ve yeniden doğurabilen annelere itafen...

17 Haziran 2015 Çarşamba

İş hayatında bir yılı devirmek...

İş hayatında bir yılı devirmek...
Ya da koskoca bir yılın üzerinize devrilmesi...Hangisini tercih ederseniz...

Zaman ne kadar da çabuk geçiyor.Aylar, mevsimler...Develer tellal pireler berber ikenden , vizeler-finaller-bütler-tek derslere,iş aramak-iş beğenmek-iş bulmaktan , iş bitirici olmak-iş stresiyle başetmek-kalifiye elemanlığa ...
İş piyasasında 1 yılı atlattın mı kalifiyesindir,denir. Ben bunu hep 18 yaşına girmiş bir çocuğun reşit olması, fakat hala ailesine göre erişkinlerle eşit olmaması gibi görüyorum. İş piyasasında reşitsiniz, ama hala yeterince erişkin değilsiniz?
Bir hocam tecrübeyi şöyle tanımlardı “Tecrübe, hayatta yediğin kazıkların bileşkesidir.” İş hayatı için de böyle olduğunu düşünüyorum. Yüreğinize çakılan kazıklar ve onları sökmek için verdiğiniz mücadeledir, sizi kalifiye yapan. Olaylar karşısındaki duruşunuz, çözüm arayışınız , pes etmeyişiniz , hızlı ve doğruyu bir arada başarma çabanız...
Gezegenimizde işinden şikayet etmeyen bir insana rastlamak , uzayda su bulunan bir gezegeni keşfetmek kadar zor.Fakat işinden şikayet edip, işinden vazgeçemeyen insan Venedik’te su kanalı J. Her işin kendine göre zorlukları var, evet. Fakat hiç işimiz olmadığında yaşayacağımız zorlukları düşündüğümüzde bunlar,  çekilesi zorluklar oluyor. J
Herkese zorluklarıyla da çekilir dedirten, bol kazançlı, az stresli , huzurlu , hayırlı işler !



3 Haziran 2015 Çarşamba

Dünya Bir Kere de Benim İçin Dönüversin :)

  ‘’...Mutluluk ve başarı bekledim hep.İkisini de bulduğum zamanlar oldu,ikisini de kaybettiğim zamanlar...’’diyordu yazar. İkisini de bulduğumuz zamanları ne kadar da çabuk unutmuştuk.İkisini de kaybettiğimiz zamanlara odaklandıkça...Yaşımız büyüdükçe, başarı ve mutluluklarımızın azaldığını düşünmeye başladık. Özgüvensizleşiyoruz. Küçükken ağzımızdan dökülen kelimeler anlatırken içimizdekileri , şimdi kocaman cümlelerimizle anlaşılamamaktan korkuyoruz.
Olumsuzluk dedektörüyüz adeta. Nerede bir sorun var arıyoruz, buluyoruz, çıkartıyoruz olduğu yerden ve hayatımıza dahil ediyoruz.Sanki yeterince derdimiz yokmuş gibi...

  Bu arada, Dünya’nın yuvarlak olduğunun ve kendi etrafında döndüğünün bir kanıtı daha ; gönderdiğimiz bütün negatif enerjiler dönüyor , aynı noktaya tam üzerimize geliyor.



  Bir karar verdim ve Dünya’nın bu özelliğini kendi lehime kullanmaya çalışacağım. Hemen şimdi olumlu bir düşünce göndereceğim ve heyecanla geri dönmesini bekleyeceğim.
Olumsuz düşüncelerimize o kadar odaklanıyor ve o kadar güçlü gönderiyoruz ki , aynı hızda ve aynı şiddette geri dönüyorlar. Bu yüzden odaklanıp , iyi düşüncelerimi de aynı şiddette göndereceğim. Dönüş olursa ya da olmazsa sizinle paylaşırım. Hazırım, gönderiyorum...