Bazen acılar öyle çekilmez olur ki...Hayatımızın sıfır
noktasına, kendimizi en güvende hissettiğimiz yere dönmek isteriz.Bu yüzdendir,
en büyük acılarda cenin pozisyonuna
geçip, soyutlanışımız. Sessizliğe olan açlığımız ve sonrasında duymak
istediğimiz tek sesin annemiz oluşu...
İlk onu arayışlarımız...
Açlığımızı hissetmememiz ve annemizin bizi doyurma
çabaları...Yürürken sendeleyişlerimiz...
Tutacak bir el bulmak için çırpınışlarımız...
Psikologların ‘’çocukluğa inme ‘’ nedenlerinden biri de bu
sanırım. Aslında tüm cevaplar çocuklukta gizli.Düşünsenize... Önce derin bir
nefes alırsınız sonra bir ağlama gelir ve bağıra bağıra ağlarsınız. Yanınızda
mutlaka sizi saracak sevgi dolu bir kucak olur. Biraz olsun rahatlarsınız. Bir
süre herkes elinizden tutar, birlikte yürürsünüz , hatta koşarsınız. Sonra
artık güçlendiğinizi hisseder önce birkaç kere düşer , sonra daha sağlam
basmaya gayret eder ve kendiniz de yürümeye , koşmaya başlarsınız..
Siz acılarınızdan yeniden doğmaya çalışırken, neden anneniz
sizin acılarınızla sizden daha çok acı çeker anlarsınız. Çünkü anne siz yeniden
doğmaya çalışırken sizi yeniden doğurandır...
Yeniden doğabilen çocuklara ve yeniden doğurabilen annelere
itafen...




